HORON

Horonun kökeni ve kelime anlamı :

Türkler, tarihin akışı içinde Orta Asya’dan batı dünyasında doğru akarken, hiç kuşkusuz sosyal kültürel özelliklerini de birlikte götürmüşlerdir. Yoğun göç dalgaları ve tutulan yeni ”yurtluklar-vatan”da karşılaşılan değişik ulus ve halklarla da etkileşimde bulunmuşlardır. 1071 öncesi ve sonrasında Anadolu’ya akmaya başlayan Türk-­Budun-Boy ve Oymakları çok kısa bir zaman diliminde Anadolu’yu Türkleştirip, İslamlaştırırlar. Yalnız Türkler, Anadolu’nun ötesindeki Türk ellerinde İslamiyet’i her ne kadar benimsememişlerse de eski ”Gök dinleri” ya da ”şamanist” inanımlarının kalıntılarını çağımıza dek yaşatabilmişlerdir. Bugün Anadolu’nun kırsal ve dağlık kesimlerinde, Orta Asya’nın kültürel özelliklerini şamanist inanımlarını görmek mümkündür.

Oğuz Türkleri 12. yy’dan itibaren sürekli ve yoğun bir şekilde Karadeniz yöresini yurt tutmaya başlarlar. 200 yıl içerisinde bu olgu tamamlanır, tüm Karadeniz yörelerini fetheden ve Türkleştiren Oğuz Türklerinden olan ”ÇEPNİLER”ir. Çepniler, bu yöreyi kıyı çizgisine paralel olarak doğu-batı yönünde fethederken Anadolu’nun iç kesimlerinden de diğer Türk boy ve oymakları Erzincan, Gümüşhane ve Harput dolaylarından sahile akmaya başlarlar. 1461 yılı başlarında iç kesimlerden gelen 100.000 Çepni Türk’ün Giresun-Trabzon arasına yerleştirildiğini, yine Yavuz Sultan Selim’in Trabzon’da, Şehzadeliği sırasında İran’da Şah İsmail’in kılıcından kaçan Akkoyunlu Türkleri’ni de Rize-Trabzon arasındaki yörelere yerleştirildiğini tarihi kaynaklardan biliyoruz. Yöreye yapılan bu tarihi göç Doğu Karadeniz’in kısa bir zaman içinde Türkleşmesini sağlar.

Rize Yöresi

Rize bölgesinde oynanan halk dansları genelde horon olarak adlandırılır. Daha çok tulum, kemençe, nadiren de ağız mızıkası ve armonika eşliğinde oynanan horon bazen de bir türkü veya deyiş eşliğinde oynanabilir.

Figürleri çeşitlilik gösteren horonlar, temelde Rize horonları ve Hemşin  olarak iki gruba ayrılır. Genellikle Hemşin horonları tulum, Rize horonları kemençe eşliğinde oynanır. Hemşin horonları Çayeli’nin dağlık kesimlerinden başlayarak Hemşin, Pazar, Ardeşen ve Fındıklı hattını içine alır. Rize horonları ise İkizdere-İyidere hattından Çayeli’nin sahil kesimine kadar uzanan bir alan da oynanır.

Horon, ortada tulum veya kemençeci ile kızlı erkekli elele tutuşup bir halka oluşturularak oynanır. Horonda yapılan titreme, silkiniş, ürperme figürleri denizi, denizden çıkan balığın can çekişini ifade eder. Horonu yöneten, diğer oyunculara yön gösteren kişi “horoncu başı”dır. Horoncu başı oyun içerisinde çeşitli “uyarma”larla horunun düzenini sağlar. Tulumla oynanan oyunlarda (eğer tulumun yapısı müsaitse) bu görevi tulumcu da yapabilmektedir.

Uyarmalar: Şaşma beri bakDik oyna dikAl aşağı alAl geri alYaylan yaylanSavuş savuşAt belini atKalk oynaGeldim beraber seslen canlı Yaşşa tulumSes ver canlıEnişteee……

Yörede Oynanan ve Sahnelenen Horonlar: Hemşin Sallama Siya siya Yüksek Hemşin Topaloğlu Atlama Hemşin iki ayak Rize iki ayak Rize sıksarayı Papilat Çinçiva Rize kız horonu……..

Trabzon Yöresi

-Türkiye’de sadece Trabzon tek bir halk oyunu oynanan ildir.Bu oyun da horondur.
-Trabzon’da oynanan bütün horonlar en doğudaki Çaykara’dan en batıdaki Şalpazarı’na kadar temelde aynıdır. Oyunların süsleri farklılık gösterir.
-Trabzon’daki bütün horonlar 10 sayı üzerine kuruludur.
-Trabzon’da bazı yerler horon yönünden çok zengin iken bazı yerlerde ise horon bilen çok azdır.
-Horonların asıl vatanı sahiller değil yaylalardır. Bu sebeple horon özellikle iç kesimlerdeki ilçelerde revaçtadır. Sahillerdeki ilçelerin ise yüksek kesimlerinde yaygındır.

Hocanın anlatmasına göre bir oyunun halk oyunu sayılabilmesi için iki şart gerekliymiş:
1-Belli bir coğrafi bölgede oynanması.
2-Yöredeki oyunların genel karakterine uyması.
Kolbastı 2. şıkka uymadığı için halk oyunu sayılmıyormuş.

Türkiye’deki halk oyunlarını anlatan bir kitapta kolbastının eskiden kadın oynatmadan çıktığı söyleniyordu.
Ormanlarda, mağaralarda kadın oynatan gençler , kendileri de hem oynayıp hem de etrafı gözlerken o zamanın jandarmalarına verilen isimden oyuna “kolbastı” denmiş.

Trabzon’da karşılama türü bir oyun olarak Sürmene sallaması var. Ancak bildiğim kadarıyla o da horon formunda. iki kişi karşılıklı oynadığında karşılama gibi oluyor. Yani Giresun karşılaması türünde değil.

Trabzon’da oynanan başlıca oyun türlerine aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz.
Erkek horonları:
1-Horon kurma:Akçaabat ile kısmen Vakfıkebir ve Çarşıbaşı’nın bazı köylerinde oynanıyor. Vakfıkebir ve Çarşıbaşı’nda oynanan çeşidine “artırma horonu” da denir.
2-Hozagel(kozangel):Akçaabta’ın Hıdırnebi Yaylası’na yakın köylerde oynanıyor. Kendi içinde
a)İleri-geri gidip gelme
b) Yana yürüme
c)Diz
d)Çökme
e)Hozangel sallaması
olmak üzere beş bölümden oluşur.
3-Akçaabat sallama:Genellikle akçaabat ilçesi’nde oynanır.
+-Sıksaray(Sıksara): Trabzon’un hemen her tarafında oynanan temel horon türüdür.
5-Tonya sıksaraları:Tonya,Vakfıkebir, Şalpazarı ve çevresinde oynanan oyunlardır.Kendi içinde çeşitleri:
a)Doldurma(Şalpazarı’nda “dik horan” diyoruz.
b)sağdan (sıva sıva)
c)Parmak ucu (Eşkıya)
Kız horonları:
1-Horon kurma:Şu an halk arasında oynanmaz. artırma horonundan esinlenerek yapılmıştır.
2-Düz horon: Sürmene ve çaykara’da oynanır.
3-Sürmene sallaması: Sürmene ve Çaykara civarında oynanır. Müziği ve yapısı bakımından horon yapısından oldukça farklıdır.
4-Atlama:Trabzon’un tüm ilçelerinde değişik süslerle oynanan çeşitleri vardır. başlıca çeşitleri:
a)Soldo-Tahir Tahir:Tonya, Vakfıkebir ve Şalpazarı civarında oynanır.
b)Lankepson (Kuşak sallam)Akçaabat’ın Işıklar Köyü ile Düköy İlçesi’nde oynanır.
c)İzme:Maçka’da oynaır.

Bu türler genel ypıya göre belirlenmiştir. Kendilerine özgü müzikleri vardır. Ancak daha farklı çeşitler de çıkarılabilir.
Ekiplerde erkek horonlarında bir standartlaşma varıdr. Ancak kız oyunlarında ancak yeni yeni oyunlar düzene girmeye başlamıştır.Kız oyunlarında pek çok eğitici kafasına göre ve ritme uydurarak pek çok oyun üretmiştir.

Aynı horona farklı ilçelerde, hatta farklı köylerde değişik isimler veriliyor. Yukarıdaki liste genel bir liste sayılabilir.

Giresun Yöresi

İlimizde iklim şartlarının ve tabiatın çok sert olmadığı bilinmektedir. Yöresel olarak daha çok denizle beraber yaşamayı öğrenmiş, sırtını dağlara vermiş ve toprağını da işlerken fındığa büyük önem vermiştir. Bu yaşam tarzı geleneklerini ve yöresel davranışlarını etkilemiştir. Yani bu yöre insanları ne fazla sert ne de fazla yumuşak figürlere yer vermiştir. Yani yörenin kendine özgü halk danslarının oluşmasında büyük etkendir.
Danslar genellikle hareket ve çeviklik içermekle beraber kadın ve erkeğin beraber oynadıkları bölümde erkeğin kadına karşı olan saygısından dolayıdır ki, erkek figürleri kız figürleri ile aynı esneklik ve yumuşaklığa kadar düşmektedir. Fakat danslar kazaların bulunduğu yörenin karakteristik özelliğini de içine alarak farklı şekillerde icra edilmektedir. Bu farklılık kostümlerini bile etkilemiştir. Örneğin Alucra ve Şebinkarahisar civarında oynanan oyunlar Karadeniz etkisinin yanında; Orta ve Doğu Anadolu kültürünün esintilerini de üzerinde taşır.
Giresun insanının yaşam tarzı ve biçimi Karadeniz bölgesi içinde, bölgeye has özellik gösterdiği gibi bölgeden uzak karakter de gösterir.
Bölge kıyısında oyunlar; iç içe yaşadığı deniz gibi, hareketli ve coşkundur. Oyun ve türküleri de kendilerine uygundur. Giresun oyunları içinde en önemlisi Giresun Karşılaması ve horonudur. Horonu yine erkekler bölgenin meşhur çalgısı olan kemençe veya davul zurna ile oynarlar. Kadınları ise; Def, Davul, Zurna, Ud ve Bağlam eşliğinde oynarlar. Horonlar; düz horon, sık sara, sallama gibi, karşılamalar ise; Tüfekli Çandır Karşılaması, Bulancak karşılaması, çandır çöplük(karşılama) tür. Müzik ve ritmine göre değişen çeşitleri vardır. Giresun da Halk Oyunları çeşit olarak üçe ayrılırlar. Bunlar; Horonlar, Karşılamalar ve (yörede Kolbastı, bugün ise çoğunlukla FİNGİL olarak bilinen) Meteliktir.
Giresun yöresinde çok fazla miktarda halk oyunları mevcut iken değişik sebeplerden dolayı bu oyunlar icra edilmemekte, yada edilememektedir. Zaten oyunların çoğu unutulmuştur. Fakat bazılarının müzikleri hala kullanılmaktadır.

GİRESUN YÖRESİNDE OYNANAN HALK OYUNLARI

Giresun da bugün unutulmamış ve hala halkın ve çeşitli oyun gruplarının oynamış olduğu oyunlardan bahsedecek olursak Karşılamalar, Tüfekli çandır karşılaması, Horonlar, kız Sallama horonu, erkek Sallama horonu, erkek Sıksara ( Sıksaray- sık Horon)Horonu, Kolbastı ( Fingil, Metelik) Gürcü sallaması gibi oyunları sayabiliriz.

KARŞILAMALAR

Giresun yöresinin temel esasını oluşturan oyun karşılamadır. Oyun çok eskiye dayanır. İsmini karşılıklı oynamaktan alır. Buradaki karşılama Karşılık kökünden gelen, karşı karşıya oynama diye de nitelendirilen karşılamayı esas alır. Karşılamada ise kız ve erkekler karşı karşıya oynarlar.
Oyun ritmik olarak 9 zamanlıdır. Bu karşılama türünde ayak değişmeden ritim kalıbında değişiklikler olabilir. Örneğin kalıpta bulunan üçlünün yeri her zaman sonda olmayabilir.Örneğin; Miralay müziğinin üçlüsü sondadır .( 2 + 2 + 2 + 3 = 9 ) Bağlamam Perde Perde müziğinin üçlüsü ise ikinci sıradadır. ( 2 + 3 + 2 + 2 = 9 ) bunun sebebini müzik geleneği konusunda anlatmıştık.
Kullanılan müzikler; Miralay, Bağlamam Perde Perde, Altın Yüzük Var Benim, Oy Giresun Kayıkları, Giresun un Evleri, Al Tavandan Belleri, Çıkma Fındık Dalına, Bulancak Karşılaması, Zurna Karşılaması
Çoğunlukla bağlama, davul – zurna ve kemence ile oynanır. Eskiden kalma karşılama müziklerinin bazıları bugün çoğunlukla kullanılır. Fakat bazı bölümleri özellikle kullanılmaz. Çünkü icrası oldukça zordur. Ritm ve ölçü kaçırma riski çoktur. Örneğin; Çandır Karşılamasının (tüm repertuar kayıtlarında bu türkü Giresun karşılaması olarak bilinir) oyun bölümündeki çarptırma ve taramalar(tıramola) herkesin yapabileceği bir şey değildir. Onun için halk oyunları grupları bu ezginin sadece türkü bölümünü kullanırlar.

TÜFEKLİ ÇANDIR KARŞILAMASI

Oyun adını Giresun iline bağlı Çandır köyünden alır. Giresun da bir gerçeğe inanılır. Giresun da en güzel Çandırlılar oynar. Herkesin bildiğinin aksine bu oyun savaşı anlatmaz. Giresun ve çevresinde yapılan düğünlerde Konak Gitme olayı vardır. Bu ziyaretlerde herkes kendi köyünün, kasabasının veya bulunduğu yerin oyununu oynar. İşte Çandırlılar konak gittikleri köylerde ilk olarak bu oyunu oynarlar. Oyun şöyle oynanır;

Tüfeği olan herkes ortaya toplanıp bir daire kurarlar. İçlerinden tecrübeli biri çavuşluk yapar. Oyun özellikle davul ve zurna ile oynanır. Önce müzik başlar. Normal karşılama ritminden daha ağır oynanır. Çavuşun komutuyla yavaş yavaş oynanmaya başlanır. Yine çavuşun nişan al komutuyla havaya, daire ortasına yere veya birbirlerinin ayakları dibine nişan alırlar. Çavuşun ateş komutuyla herkes ateş eder. Boşalan tüfekleri çavuş doldurmaya başlar. Tekrar aynı şekilde nişan ve ateş komutlarıyla oyun böylece devam eder. İlk zamanlar çakmaklı üstten doldurmalı tüfekler kullanılırdı. Boşalan tüfeklere ezva (barutu ateşlemeye yarayan tıpa) ve barut doldurma işini de çavuş yapardı. Daha sonra ki zamanlarda mavzer, sonra da av tüfekleri kullanıldı. Bu seferde boşalan tüfeklere fişek ve mermi doldurma işini yine çavuş üstlenirdi.

Oyun dokuz zamanlıdır (2 + 2 + 2 + 3 = 9). Normal karşılama ritminden daha ağır (yavaş) ritmle oynanır. Oyunda göze çarpan özellik ise tüfek ile havaya ve yere ateş etme özelliğidir. Kullanılan müzikler; Çandır Tüfekli Karşılaması.

HORONLAR

Giresun il merkezinde horon görüldüğü gibi, ilimizde esas olarak horon Görele ilçesi ve çevresinde sıkça icra edilir. Çoğunlukla kemence ve davul – zurna ile oynanır. Görele’de yaygın olmasının sebebi büyük kemence üstatlarının Göreleli olmalarında ileri gelir. Horonların isimleri de, bu ustaların isimleriyle anılır. Bunun sebebi bu eserleri ilk icra eden kişi olmaları, yani yaratıcısı olmalarıdır. Örneğin Tuzcuoğlu horonu, Piçoğlu Sıksarası gibi. Görele konum itibariyle Trabzon ile Giresun’un tam ortasında yer alır. Coğrafik olarak Giresun’a bağlıdır. Ancak birçok kültürel değer bakımından (türkü, halk oyunları) Trabzon’a daha yakındır. Yayla olarak da Trabzon ile aynı yaylayı, yani Sis Dağı ve Kadırga Yaylasını kullanır. Bu olayın sebebini birazdan yayla kültürü konusunda anlatacağız . Trabzon halk oyunları olarak Giresun’dan önce atılım yapmış kullandıkları oyun ve müzikleri halka, yıllar içerisinde icra yoluyla göstermiştir. Halk da bu oyunları Trabzon yöresi diye kabullenmiştir. Hatta Giresunlular dahi bunu kabul etmiştir. Fakat sonra kendi oyunlarını ve müziklerini ortaya çıkarmak istediklerinde “Bu Trabzon yöresi, bunu Giresun yöresi olarak oynayamaz, tanıtamazsınız” şeklinde eleştiriler aldılar. 196O’lı yıllardan önce her iki ilde bu müzikler kullanılırken ve bu oyunlar oynanırken kimse Trabzon Giresun ayrımı yapmazken günümüzde bu ayrım yapılmaktadır. Mecburen yeni müzik ve oyun (Trabzon’da kullanılmayan) arayışına girildi.En büyük kemence ustaları Giresun’dan çıkmasına rağmen horonlarda çoğunlukla Davul – Zurna kullanılmaya başlandı. Şu gerçeği de unutmamak lazımdır. Harşit çayı doğal bir sınır olduğundan, Harşit çayının Doğusu ve Batısı arasında bir takım kültürel farklılıklar vardır. Her ne olursa olsun; Görele, Espiye, Eynesil yöreleri ayrı değerlendirilmelidir.

KIZ SALLAMASI

Giresun da karşılama türü oyunların dışında yöre karakterine ve coğrafyasına uygun olan bir başka oyun da horon türüdür. Bu oyun cumhuriyetten sonra ortaya çıkmıştır. Nedeni ise; kızların kendi aralarında yaptıkları eğlencelerde erkekleri taklit ederek oynamaya başlamalarıdır. Figür zenginliği 5 veya 6 yı geçmez. 7 zamanlıdır. Oldukça yumuşak, narin ve cilveli bir şekilde oynanır.
Çoğunlukla kemençeyle oynanır. Bağlama, Def, Ud gibi sazlarda kullanıldığı görülür. Kullanılan müzikler; Çavuşlu Horonu, Püsküllü ..

ERKEK SALLAMASI

Giresun tarihi kadar eskidir. En az 3 kişi ile oynanır. Tatlı sert bir anlayış vardır. Yöresel tabiriyle gevrek tir. Oyun 5 zamanlıdır. Figür zamanları 10 birim zaman ve bağlantılıdır. Oyun halka şeklinde oynanır. Oynanılan yerin şekline göre bağlı dizi düz, halka, yarım halka şeklinde de oynanır. Figür bakımından zengindir. Horonun olmazsa olmazı olan alaşağı figürü sıkça yapılır. Bir nevi sık horona geçmek için, alıştırma ve ısınma oyunu da diyebiliriz.
Genellikle kemençe veya davul zurnayla oynanır. Müzik olarak çoğunlukla Merekte Sarı Saman kullanılır.

SIKSARA (SIKSARAY,SIK HORON)

Bu oyun sallamanın aksine daha sert ve coşkulu oynanır. Sık ın anlamı çok çabuk demektir. Bir çeşit sık oyun, sık horon çabuk horon demektir. Az zaman içinde çabuk ve fazla figür yapmak gerekmektedir. Sıksara, zamanla sıksaray olmuştur. Burada yörelerin mahalli ağızları büyük rol oynamıştır. Oyun 7 zamanlıdır.
Horon, Karadeniz bölgesinde özellikle Doğu Karadeniz in kıyı kesimlerinde toplu olarak ve daha çok bağlı diziyle oynanan disiplinli halk oyunlarının genel adı dır. Horum, Horun, forom vb. şekillerinde de söylenir.
Horon Cenevizlilerden kalmadır. Karadeniz e özellikle Harşit havzasına gelip buradan da Türk ve Yunan kavimlerine geçmiştir. İstila ve temaslar sonucu oradan Batı Avrupa ya ve Karadeniz in doğusuna yayılmıştır.
Genel olarak ülkemizde Doğu Karadeniz bölgesinde Trabzon, Rize Giresun civarında oynanır. Bunun yanı sıra az da olsa Artvin, Ordu, Samsun, Bayburt, Gümüşhane gibi illerde de görülebilir.
Horonda denizin dalga hareketlerini ve kıpırtılarını, balıkların çırpınışını görür gibi oluruz. Horonların oluşmasında Karadeniz bölgesinin çok engebeli doğal yapısının, fırtınalı hırçın bir deniz olan Karadeniz in sarp bir arazide bazen bir ayağını bile zor basabildiği patika yollarda yürüyen ve sırtında yük taşıyan Karadeniz insanının çevikliği anlatılmaktadır. Horonda yapılan hareketler incelendiğinde, belleme, çapalama, deniz dalgalarının parçalanması, dalgaların kıyıdan geri çekilirken çakıllarda çıkardığı ses, kürek çekme, balıkların ağlara yakalandıkları andaki çırpınışları gibi doğal olayların veya işle ilgili tarımsal hareketlerin canlandırıldığı görülür.
Horom kelimesi ve horla üzerindeki dik olarak kümelendirilmiş birkaç bağdan oluşan mısırlara verilen bir isimdir. Horomların bulunduğu tarla uzaktan görünüş olara kollarını havaya kaldırmış bir şekilde duran insan kalabalığını andırır. Horon oyunlarında genellikle kollar havaya kalkmış bir biçimde oynanır. Bu duruş horomları andırmaktadır. Bundan esinlenerek Horon adını aldığı söylenir.
Horonlar dizi oyunu biçiminde onandıkları zaman dizi biçimleri sıra dizi-lişi, görünüşünde olarak tek sıra erkek, tek sıra kadın, düz dizi, eğri dizi, koşut dizi, bağlı dizi, bağlı tek dizi, bağlı alaca dizi, açık diziş kapalı dizi biçiminde oynanmak-tadır.
Oyun 7 zamanlıdır. Ayak figürleri 10 birim zamanlı ve bağlantılıdır. Çoğunlukla kemençe, davul zurna ile oynanır. Belli bir müziği yoktur. Mahalli saz sanatçılarının isimlerini de verdikleri kendine özgü özel horon ezgileriyle icra edilir.
Halka oyunu biçimindeki dizilişlerde ise; düz halka, koşut halka, bağlı halka, tek halka, kapalı halka, açık halk, bağımlı halka, tek halka erkek, tek halka kadın, halka, tepeli halka dizilişleri görülmektir.

KOLBASTI (Fingil-Metelik)

Fingil (Kolbastı – Metelik) havası çoğunlukla türkülü oyunlardır. Giresun’da bu gün hemen hemen bütün gruplar ya Lazutlar’ı yada Dereboyu Kavaklar’ı kullanırlar. Bunlar çoğunlukla popüler olduğu ve insanların kulağında ezgileri zaten var olduğu için icrası da kolay olduğundan çokça rağbet görür. Oysa Giresun’da daha bir çok fingil havası türküsü vardır. Özellikle Sokakbaşı Meyhane, Oy Bahçenize Ben Giremedim vb. daha bir çok türkü mevcuttur. Bunlar halk oyunlarında da kullanılabilen türkülerdir. Ancak sorulduğunda özellikle Sokakbaşı Meyhane türküsünü halk oyunu olarak çok ağır bulurlar. Bu sebepten kullanmazlar. Fakat eskiyi araştırdığımızda bu oyunun zaten ağır, aheste oynandığı söylenir. Halk oyunları müzikleri bazen metronomları artırılarak çalınır. Ancak bazıları buna müsait değildir. Bu müsait olmayanlardan birisi olan “Sokakbaşı Meyhane” isimli Fingil oyun havasıdır. Sözlü oyun grubuna girer.
Bu oyuna Kol Ağası da denilmektedir. Genelde 2 ve 4 zamanlıdır. Bolu yöresindeki bazı oyunlara benzemektedir. Genelde Lazutlar türküsüyle oynanır. 4 zamanlıdır. Bazı Yörelerde; zağma, bildiş oyun havası diye bilinen bu tür oyunlar ve müzikler Giresun yöresinde karşımıza Kolbastı ve Metelik olarak çıkar. Kol deyimi kolcudan gelmektedir. Cumhuriyetten önceki ve de sonraki o dönemlerde; gümrük görevi, polis görevi ve jandarma görevi verilen görevliler vardı. Hatta kişilere ormancı görevi de verilirdi.Karakol ismide buradan gelir. Kara üzerinde ve şehir içinde görev yapan emniyet ve asayiş birimi. Kolcu ise şehir dışında köylerde, kırsal kesimde mermi, silah, tütün, uyuşturucu, alkollü içecekler kaçak ağaç kesme vb. davranışları durdurmakla ( bugünkü köy korucusu) görevli kişilerdi. Bunlar; mert, korkusuz, silahlı ve atlı gezerler. Çünkü görev alanları çok geniştir.
Cumhuriyet öncesinde işret (alkollü içki) yasak olduğundan bu defa yöre delikanlıları da aksine sazlı ve sözlü içki muhabbeti yaptıklarından; işte çoğu zaman kolcularca baskına uğrarlardı.
Muhabbet yapan yöre delikanlıları cesur, yiğit ve atak olmak zorundaydılar. Çünkü, her an baskına uğrayacakları için silahları da vardı. Başka bir eğlence şekli olmadığından yasakla vicdanları arasında bir çeşit savaş verirlerdi. Zamanla baskın yapa yapa ve zamanla basıla basıla kolcu ile yöre delikanlıları birbirlerini görmezlikten gelirler ve arkadaş olurlardı. İşte bu her iki insanın oyunlara karışması hatta oynaması ile oluşan ve oynanan bir oyun olduğundan buna zamanla kol havası, kol oyunu veya kolbastı denilmiştir. Kol havasının bir çeşitlemesi de Fingil ve Meteliktir.
Oyun 2 ve 4 zamanlıdır. Figür genişliği pek yoktur. Bağlama en çok kullanılan enstrümandır. Müzikle ayak figürleri uyumludur.
Kullanılan müzikler; Oy Bahçenize Ben Giremedim, Lazutlar, O Yaylanın Çimenine, Sokakbaşı Meyhane biz burada Lazutlar müziğinin nota ve ritmik yapısını aşağıda gösterdik.

GÜRCÜ SALLAMASI

Giresun Merkezden, Ordu iline doğru olan bölgelerde, özellikle Bulancak ve Piraziz ilçesi ile yükseklerinde sıkça görülür. Muhacirler zamanında buralara yerleşen Gürcü halkı tarafından yöreye getirildiği sanılmaktadır. Giresun da pek oynanmaz. Bunun için nota ve ritmik yapısını göstermeye gerek yoktur. Ordu yöresinde görülen Gürcü Horonu ile gerek müzik, gerek ritm ve gerekse figür olarak aynıdır. Oyun; 8 ( 3 + 2 + 3 ) zamanlıdır. Ziyadesiyle aynı oyun Ordu yöresinde oynanır.

Taylan Peker